COK DERTLI BIR ARKADASTAN..

Image Hosted by ImageShack.us 

I LIVE YOU MY HEART

Kesinlikle gezilmesi gereken; aski,sevdayi,huznu hazani gonlun kismi olmasada genel muhteviyatini sozlerin ,sarkilarin,siir ve kliblerin lisaniyla herkese acik bir web sitesi..


http://islambey25.spaces.live.com/


NOT: ARSIV KISMI ALTINDAKI INGILIZCE ISIMLERIYLE GECEN AYLAR,SITE ICERISINDEKI DIGER SAYFALARDIR..
( TUM ARKADASLARINA ILETEBILIRSINIZ DAVETI )

SIIR1

 

 

 

       

Unutmak isteyipte unutamadığınız oldumu hiç.?

Ya düşünmek istemeyipte düşündüğünüz..?

Peki ya birşeylerin olmasını istemeyipte olduğu,

Oldumu hiç sizin dünyanızda...?

Sahi sizin dünyanız nasıl bir yer...?

Sizin dünyanızda benimki gibi

Acımasızcamı eser rüzgarlar,

Her sevdanızda karşınıza dikilirmi

"sevme" diye "aşık olma" diye,

Hep canınızmı acır bu sözleri işitince benimki gibi,

Her kürek çekişinizde rüzgara karşı

Sizinde benim gibi gözlerinizmi yaşarır,

Sizde benim gibi ağlarmısınız sonra,
Yüreğinizin kumsalında elinizdeki deniz kabuğuyla

Sizede dermi "ne olur ağlama" diye rüzgarlar,yoksa siz,

Sizdemi benim gibi okyanuslara ağlayanlardansınız,

Sahi sizin dünyanızdada hep rüzgarlarmı eser...?

Sizin dünyanızda benimki gibi

Karabulutlarlamı kaplı gökyüzü,

Sizin dünyanızdada hep mevsimler kışamı çalar,

Hep yağmurmu yağar benimki gibi,

Bardaktan boşalırcasına yağan bu yağmurlar,

Sizde bu yağmurlara şemsiye açanlardanmısınız yoksa,

Yoksa benim gibi her aşkınızda sırıl sıklam ıslananlardanmı,

Sahi sizin dünyanızdada hep yağmurmu yağar...?

Sizin dünyanızda benimki gibi

Uçurumlarlamı kaplı bütün yolların sonu,

Her yürüyüşünüzde benim gibi uçurularlamı karşılaşırsınız,

Hep dağlar kadar farkmı vardır aranızda,

O hiç size göre değilmidir,

Yoksa sizdemi benim gibi imkansız aşkların kıyısında

Tutunmak için bir dal arayanlardansınız,

Ucu bucağı belli olmayan bu aşk uçurumlarına

İtilerekmi düşersiniz

Yoksa benim gibi bilerekmi atlarsınız,

Sahi sizin dünyanızdada hep uçurumlarmı vardır...?

Sizin dünyanızda benimki gibi

Sahte aşklarlamı parlar gökyüzünde,

Hep yıldız diye onlarımı seyredersiniz,

Hiçmi güneş doğmaz

Hiçmi yok olmaz bu sahte yıldızlar güneşin ışığıyla

Yoksa siz,

Sizdemi benim gibi sahte yıldızları güneşe tercih edip

Gerçek aşkı bulamamanın acısını yaşarsınız yıllarca,

Sonra her yıldız kayışında gerçek aşkımı dilersiniz benim gibi,

Siz güneşimi seversiniz

Yoksa yıldızlarımı,

Sahi sizin dünyanızdada hep sahte yıldızlarmı vardır gökyüzünde...?

Sizin dünyanızda benimki gibi

Aşk savaşları yapılırmı yıllarca,

Hep savaşırmısınız amansızca,acımasızca

Yoksa sizde benim gibi doğuştan yenilenlerdenmisiniz,

Her aşkınıza teslimmi olursunuz kolayca,

Kalbinizdeki hiçbir hücre

Üzerinde "aşka hayır" yazılı bir pankartla hiçmi gösteri yapmaz,

Hiçmi olay çıkmazlar bir yaz sıcağında,

Hiçmi yaralanan olmaz sizden başka,

Yoksa sizde benim gibi asla aşık olmam deyip

Hep aşık olanlardanmısınız,

Kimin başlattığını asla bilmediğiniz bu aşk savaşlarında siz

Aşka evet diyenlerdenmisiniz

Yoksa benim gibi "aşka hayır" deyip hep aşık olanlardanmı,

Sahi siz kaç aşk savaşında yenildiniz?

Kaç aşkda kaybettiniz kendinizi,

Kaçını hemen unuttunuz,kaçında çabucak unutuldunuz,

Unutamadığınız oldumu hiç,

Yoksa sizinde benim gibi hiç unutamadığınız birimi var,

Şiirlerinizi hep onamı yazarsınız,

Yoksa o zaten bir şiirmi,

Sahi varmıydı öyle biri...?

Ruhunuzun bedeninize sığmadığı anlarda

O varmıydı yoksa o zaten sizin ruhunuzmuydu,

Sahi sizmiydiniz o,

Peki kimdi o zaman,

Kimdi o unutmak isteyipte unutamadığınız,

Düşünmek istemeyipte düşündüğünüz,

Aşık olmak istemeyipte aşık olduğunuz,

Yoksa, yoksa o yokmuydu,

O bir rüyamıydı ?
Cevaplar ne kadar acı değilmi,

Yoksa gerçeklermi demeli,

Yokmuydu aslında öyle biri,

Benim gibi biri

Ve senin gibi

Ve sizin gibi biri...?

Sahi varmıydı öyle biri...?

 

 

.

  

 

 

SIIRLER

  

ACI KAYIP

 

Eğer bir gün,

Gazetede bir ilan görürsen

Gözün ilişirse resmime

Bir damla yaz akarsa gözlerinden

"Neden Ağlıyorsun" Diye sorarlarsa

"Beni Seven Biri Vardı O Öldü" dersin

Mezar taşıma "Doğum Tarihi Ne"

Diye sorarlarsa

10.11.1990 Dersin

"Olmaz Bu Tarih Yanlış" Derlerse

"Beni Tanımadan Önce Yaşamıyordu"

Dersin...

Mezarımı Ziyarete Gelirsen

Unutma kırmızı karanfili sevdiğimi

Unutma...

 

 

AFFET ALLAH'IM

 

Onu senin kadar seversem eğer

Çok seven kulunu affet Allah'ım

Ona bu canımı verirsem eğer

Gücenme ne olur affet Allah'ım

 

Aşkıma sevgime yenik düşersem

Her söylediklerine boyun eğersem

Bir gün bu halime isyan edersem

Gücenme ne olur affet Allah'ım

 

Sevdim  onu ölecek kadar

Uğruna canımı verecek kadar

Güzel yaratmışsın tapacak kadar

Taparsam beni affet Allah'ım

 

 

FERYAT

 

Sarılıp boynuna uzanıp yatsam

Tükenir dertlerim dua ederim

Dikilip karşına yüzüne baksam

Gözlerim kamaşır feryat ederim

 

Gözlerin kalbimin hançeri olsa

Delse yüreğimi kan ile dolsa

Nice tabip gelse yaramı sarsa

Öldürün beni diye feryat ederim

 

 

SENDEN KOPAMAM Kİ

 

Soluksuz kalmak her senli düşüncede

Korkuyla hatırlamak her yalnız gecemde

Gözlerini özlemek bitkin bakan gözlerimde

Zorlasalar da beni senden kopamam ki...

Güllere yalvarsam getirir mi kokunu

Tanrıya yalvarsam engeller mi yokluğunu

Düşlerimde yalvarsam hissetirir mi soluğunu

Dinlemeselerde beni senden kopmam ki...

Düşündükçe beni yıkan ayrılığı

Hatırlatsada şeytan bin türlü çılgınlığı

Yapmasamda hiç birini senden kopamam ki...

 

 

YEMİNLİ MİSİN..?

 

Ne sesin geliyor ne de selamın,

Aramamak için yeminli misin?

Bilemedim gitti nedir meramın,

Anlatmamak için yeminli misin?

Ne mutluluk verdin ne de bir neşe,

Yüreğimi hasret koydun güneşe,

Yıllar oldu hala bir gün bir işe,

Yaramamak için yeminli misin?

Ne istemiyorsun ne de gönlün var,

Söyle de bileyim söyle neden yar,

Denizler süt liman sende dalga var,

Durulmamak için yeminli misin?

 

 

BEN

 

Seni sevmekten başka

Hiçbir şey düşünmeyen

Aşkın esiri olmuş

Zavallı biriyim ben

 

Sevmeyi ezberleyip

Sevilmeyi bilmeyen

Eğlenmeyi unutup

Ağlayan biriyim ben

 

Aşık olduğum günden

Bu güne dek düşünen

Senden başka düşüncesi

Olmayan biriyim ben...

 

 

BENİ ÖLDÜRDÜN

 

Ne sevgi, ne ümit hiçbir şeyim yok

Seni seven beni, canı öldürdün,

Yıllar var ki böylesine hiç ağlamamıştım,

Sana canım diyen canı öldürdün...

Gözlerim ışıksız, gönlüm huzursuz,

Alnımda soğuk ter, bedenimse buz,

Gecelerim sensiz, her gün uykusuz,

Sana canım diyen beni öldürdün...

 

 

KURTARAN OLMAZ SENİ

 

Düşmeye gör bir zalimin eline

Hançer saplarsın yüreğine kalbine

Belki öğrenirsin yürekten sevmeyi sende

Yanarsın ağlarsın kurtaran olmaz seni

Pişmanlık sarar tüm benliğini

Kalbin feryat eder kimse duymaz seni

Haykırmak istersin

"Seni Seviyorum" dön ne olur geri

Vaktin çoktan geçmiş olur

Ne yazık bilemedin kıymetimi

Yanarsın ağlarsın kurtaran olmaz seni...

 

 

DESELER İNANIR MISIN..?

 

Hayata küsmüş divane olmuş

Yarını olmayan derbeder olmuş

Birine aldanmış kalbinden vurulmuş

Deseler sevgilim inanır mısın?

 

O seven kalbi hüsranla dolmuş

Dili tutulmuş gözü kahrolmuş

Aşk cennetinde dilenci olmuş

Deseler sevgilim inanır mısın?

 

Kim var böyle sevgisiz kalmış

Kader yarini elinden almış

Sararmış rengi solmuş

Deseler sevgilim inanır mısın?

 

 

AŞK

 

Aşk bir nehirdir suyundan içme

Sevda bir köprüdür üstünden geçme

Gözlerin içinde yeşil göz seçme

Her gün ateşiyle eritir seni

 

Aşk hakkı diye sakın aldırma

İçtiğin şarabın tadına bakma

Sevda ateşiyle pek fazla yanma

Her gün ateşiyle eritir seni

 

 

BENİ HATIRLA

 

Yılların sonsuz boşluğunda

Elleri cebinde hali perişan

Aşktan umudu kaybolmuş sönen

Bir garip görürsen beni hatırla

 

Neşesiz acıdan aleme dönen

İnleye inleye ölmeden ölen

Varlığı bir mucizeye bağlayan

Bir aşık görürsen beni hatırla

 

Hayatta gülmeyip hep ağlayan

Çaresiz derde durmadan yanan

Üzeri dikenli otlar bağlayan

Bir mezar görürsen beni hatırla...

 

 

İSTERDİM

 

Duydum yakında düğünün varmış

Bir yabancı gibi gelmek isterdim

Sonsuz acı çöksede yüreğime

Gelin olduğunu görmek isterdim

 

Göz göze gelince seninle

Acıyan gözlerle bakma yüzüme

Belki bir daha görüşemeyiz

Mutlu olduğunu görmek isterdim

 

Onunla giderken yeni yuvana

Boş yere mutluluk dileme bana

Hangi kalp dayanır bu acıya

Arkandan bakıp da ölmek isterdim...

 

 

IZDIRAP

 

Gülümseyen güzel bir yüz önünde

Dudağımı büke büke ağladım

En bahtiyar olacağım bir günde

En zavallı olduğumu anladım

 

Hayatımı zehirleyen bu elem

Gitsin başka gönüllerde yer tutsun

Eğer sevmek bu demekse istemem

Beni bütün sevdiklerim unutsun

 

Her dudakta hayat neşe dalgalanırken

Her yaralı kalpte bir sevgi bir his çalkalanırken

Bir kuru dal bir fidana halkalanırken

Ben bugün gözleri yaşlı bedbahtım neden...

 

 

MUHTACIM

 

Sensizliğe bir çare bulamıyorum

Geçiyor günler durduramıyorum

Seni unutmam zor olur diye

O güzel yüzüne bakamıyorum...

 

Ağlıyorum ben her gece hayalinle

Sen yaşlı gözlerimi görmesende

Seviyorum seni, sen bilmesende

Muhtacım! Sesine, yüzüne ve gözlerine...

 

 

KARANLIK

 

Sen karanlığı bilir misin?

Hani tek başına yalnız kalınca

O an bir hüzün çöker can damarına

Hani görmek isterde göremezsin ya

Hani duymak isterde duyamazsın ya

İşte öyle bir karanlığa gömülmüş gibiyim

Bir şarkı duyarım hep onu hatırlatan

Bir söz ki duyduğum, insanı yıkan.

Kader denen meret bu olsa gerek

Zaten gömülmüşüm, toprağa ne minnet

Hiç bilmedim inan mutluluk ne demek

İşte böyle bir karanlığa gömülmüş gibiyim...

 

 

KURŞUNUN HİKAYESİ

 

On dört kurşun, on dört kişi demektir

On dört kişi, bir ömür demektir

Bir ömür, sevmek demektir

Sevmek zaten ölmek demektir..!

 

 

İKİ BIÇAK

 

İki bıçak seç kendine

Biri yaralamak için

Biri öldürmek

Pusu kur gözlerinin

Karanlık gölgesine

Biri sevmek için

Biri ihanet...

İki yürek seç kendine

Biri yaşamak için

Biri gizlenmek...

 

 

SENİN ESERİN

 

Yoldan biri geçti demin,

Alayla bakıp serseri dedin,

Bu kadar gururlu olma,

O geçen serseri senin,

Bir zamanlar ki sevdiğin,

Bir düşün hak verirsin,

O serseri dediğin,

Senin eserin...

 

 

Bana kimlerdensin diye soracak olursan,

Ben dünyayı boş verenlerdenim...

Bana hayat nedir diye soracak olursan,

Ben hayat deryasında yüzenlerdenim...

Arama beni lüks meyhanelerde,

Ben aşk şarabı içenlerdenim...

Bana sevgili nedir diye soracak olursan,

İşte Ben... Onun İçin Ölüme Gidenlerdenim...

 

 

ÖZÜR DİLERİM

 

Aşkını kalbime yazmıştım

O zamanlar bir güzele yanmıştım

Güzel bir rüyayı gerçek sanmıştım

Seni sevdiğim için özür dilerim

Aşkına karşılık vermek suçumuz

Dünyada vefasız böylesine çokmuş

Senin beni sevmeye niyetin yokmuş

Seni sevdiğim için özür dilerim

Sende beni seviyorsun sandım

Dalga geçiyormuşsun geç anladım

Hasretinden kansere yakalandım

Seni sevdiğim için özür dilerim...

 

 

AYRILIK

 

Öpsem şu rüzgarı sana dokunur diye,

Ölüp kalacak mıyım yoksa, ismini diye diye,

Gün boyunca bekledim telefon çalsın diye,

Ama sen aramadın ayrılalım diye...

 

Bahtsız benim adım, ayrılık ise soyadım,

Her geçen gün yaklaştım ayrılığa adım adım,

Her şeyden ayrılırım ama ayrılıktan asla,

Yoktur benim yarim ayrılıktan başka...

 

İşte bir şiir daha, yine bir acı,

Yarab dinmeyecek mi, bende ki bu sancı?

O tatlı gülüşün artık benim kaderim,

Gülmüyor kaderim, bitmiyor kederim...

 

 

BİTTİ ARTIK AŞKIMIZ

 

Maziye bakıp artık ağlamıyorum

Kapattım artık o defteri açamıyorum

Aşkıma kalbime göstermesemde

Kalbimi artık sana veremiyorum

 

İstesende artık sevemem seni

Yalan olan aşkınla sen kandırdın beni

Kul etmiştim ben sana bu bedenimi

Bitti artık aşkımız bir daha dönme geri

 

Hayalini gözümden siliyorum

Sende pişman oldun iyi biliyorum

Bana dediğin gibi elveda diyorum

Bitti artık aşkımız seni sevemiyorum...

 

 

Gözleri yollarda hep ağlayanlar

Kalbinde sevda sokakta sabahlayanlar

Sevda uğruna kendini ölüme atanlar

Bu şiirim biz garipler için

 

Karanlık gecelerde yıldızlara bakanlar

Genç yaşta acılar içinde boğulanlar

Gurbet elde kendini boşlukta bulanlar

Bu şiirim bizim gibiler için

 

Allah'tan başka yardımcısı olamyanlar

Bir ümitle yıllarca yaşayanlar

Bir türlü mutlu olmayanlar

Bu şiirim mutsuz olanlar için

 

Aşık olup karşılık bulmayanlar

Duvarlardan başka arakadaşı olamayanlar

Durmadan kendi kendine konuşanlar

Bu şiirim benim ve benim gibiler için...

 

 

SEN HEP YÜREĞİMİNSİN

 

Birgün düşerse yolun,

Yolu olmayan her hikayenin başlangıcına,

Tıkanırsa yalnızlığın,

Aşk`a mühürlenen her satırda,

Beni oku, ama beni anlama,

 

Elimde solan güller,

Son bir gayret dokunursa dudaklarına,

Bil ki, içimde hasret,

Bil ki, yüreğimde sevdadır sevdiğim,

Sana bırakacağım en son esaret,

Ve eller,

Ve hayaller çekip gidecekse,

Durmasın gitsin,

Ben hep senin,

Sen hep yüreğiminsin...

 

 

ELVEDA SEVGİLİM

 

Gidiyorum sevgilim başka bir şehire,

Güzel gözlerinin görmediği başka bir yere

Gittiğime üzülme sevgilim nolur,

Beni görmezsen unutmak kolay olur

Olmasın o beni seven gözlerde yaş,

Hatıralarımız artık sana tek sırdaş

Yalnız beni unutma hatırla bezen,

Seni çok sevdiğimi hatırla o an

İkimiz içinde en iyisi buydu, üzülme canım

Tanıştığımız gündü benim en güzel anım

Bunu okuyup ta gözlerin dolarsa,

Anlarım ki beni unutmamışsın hala

Ayrılsak bile kalbim hala sana kul, köle

Değiştiremedi bunu hiçbir şey, yaptıkların bile

Seni sevsem bile artık geri dönemem,

Yaptıkların beni öldürdü, tekrar ölemem

Merak ederim o güzel gözler kimleri tavlayacak,

Bana yaşattıklarını acaba kimlere yaşatacak?

En sevmediğim alet artık telefon,

Şunu bil ki sensin ilk ve son

Sakın kimseyi sevme ağlayarak,

"ELVEDA SEVGİLİM" gününü gün etmeye bak...

Burasi Benim Perişanlığım

Burası benim perişanlığım...

Burası benim gazel yüzlü baharım... Gecenin asalak sessizliğinin zarif yakamozları yuttuğu bir girdap... Karanlığın namussuz kızlarının cilveyle oynaştığı, ince, nakışlı kahkahaların ummanı burası... Burası benim perişanlığım, kolumun kanadımın düştüğü giz ve kötülük ormanı...
Asırlar boyu kendi kendimle söyleştiğim vadi, gamlı ölülerin mekanıymış anladım... Dünyanın yeri de doğru değilmiş meğer... Altın, yakut, zümrüt, fildişi konuşmalar, emelin ardına takılır dünya denen matemli ihtiyarın hırlamaları arasında boğulup gidermiş de, yine ulaşılmazmış derin sevdaların sükutuna...

Aşkolsun demekle aşk olmazmış, dolmazmış yüreklere anladım... Umudun kırıldığı tayfların o narin kıvrımlarında dolaşılmazmış cilalı umutlarla...
Dalgaların, köpüklerin, sallanışların küçük, naif çırpıntıları da, hislerimizi mesken tutmaz, kendi kendine inzivaya çekilmezmiş hissedişlerin gemisinde...
Mezarlıklar... Tutunacak liman bulamayan, siyah düşleriyle göklerde asılı kalakalmış tabutların azimli çırpınışlarıyla çalkalanıyor sanki... Korkunç, acılı bir renge bürünmüş gökyüzü tabutların istilasından...

Hepimiz karanlığın çocukları oluyoruz sırayla...
Tabutlar alıyor gidiyor turkuaz güzelliğiyle canlar yakan gökyüzünü geri getirmemecesine...
Üşüyor, üşüyoruz karanlıkların sıtmasıyla...
En üstleri mesken tutmuşlar mezarlıklar kendilerine, buradalar ama görünmüyorlar, göremiyoruz bir türlü, sıkılıyor, iç çekiyoruz derinden...

Sonra anlatmaya başlıyorlar yukarılardan, kulaklarımız korkunç bir gümbürtüyle duyamaz oluyor, iflas ediyor duyumlar, bitiyor artık...
Anlıyor, susuyor, ağlıyor, üşüyoruz buralarda...
Burası perişanlığımız bizim... Ne çare...

Keder ya da hüzün bir nihayet verir mi bu doludizgin gidişe...
İki fincan mis kokulu saf kahveye benziyor hayatlar, güzellikler, aşklar, sevdalar... Sonra soğuyor, soğuyorlar gittikçe...
Anlamsızlaşıyor, sevimsizleşiyor, acı vermeye başlıyorlar dayanılmaz tepinmelerle içimizde...
Evet, burası perişanlığımız bizim...

Kifayetsiz arzular teselli vermiyor ruhlara... Yumuşakbaşlı hayranlıklar teskin etmiyor artık... Sis bakışlı kibarlıklar da faydasız...
Işığa, güneşe kavruluyor hayaller, tek tek yokoluyorlar sonra dönmemecesine... Uçup gidiyorlar sonsuzluğa...
Peki ya sonsuzluk? O nerede?

Zor değil mi, durup durup kabaran kraterleri taşımak içinde ya da yaprağını kaybetmiş çiçek gibi çırçıplak kalıvermek ortalıkta titreyerek...
Sema, semayı bir bulabilsek kavuşacağız belki sevdaya... Ama açmıyor gökyüzünü iğrenç kara tabutlar, görünmüyor yollar, bulunmuyor doğrular... Üşüyor, anlıyor, üzülüyor, susuyoruz mütemadiyen...

 

-----

 

ÖZLEM ALBAYRAK

OLMADI DÜŞLERİMİZ...

Olmadı gitti...

Boğuşma, didişme ve kavgayla dolu bir hayatın kanatlarına bıraktı bizi sessizlik. Zamanın elleri bu bedbin, kanaatsiz hayat kitabına yazdı durdu izlerimizi. Gençliğimizin erişilmez uzaklığına ve hayallerimizin dönüşsüz terkedişine hayıf dolu sitemler gönderirken, bu ağır darbeyle daha da incindik, küstük, kırıldık biz herşeye.

Acı hatıraların, ümitsizliğin ve inkarın zilleti yükleniverdi hep ruhumuzun derinlerine, çırpındık velakin atamadık sırtımızdan bu bitimsiz yükü.

Öyle bir yük ki bu, fakir ve zayıf mahallelerde gezen acımasız ölümün dişlerinden daha keskin, ateşten kuralları var, yaralayıcı tırnakların savunmasız bedenlerin etlerini lime lime ettiği gibi, yürekleri paramparça eden bir çıplak parlaklığı var, ufukta bir yerlerde kapkara gecenin sakinliğinde uyuyan şehir gibi ulaşılmazlık silahı var üstünde, öldürücü...

Oysa biz yürümek, yürümek isterdik. Başdöndürücü güzelliğiyle arzulu seslenişler gönderen mutluluk mabedine girivermek isterdik umarsızca. Sevmek isterdik belki, akasya dallarının naif kokularıyla serilmek isterdik gölgelere... Sonra tatlı esintilerin sarhoşluğunu, düğün arifesindeki gelinler gibi kucaklamak...

Aşk yüklü melodileriyle bir ney ezgisinin rehavetine dalıp gitmek, kelebek kanatlarıyla rüyaların diyarlarına kayıvermek isterdik habersizce...

'Şimdi'yi yaşamak, o uçsuz bucaksız aleme doğru koşmak, prangalarından kurtulmak isterdik yaşanmış acıların. Müebbeden gözlerini ezberlemek isterdik bahar bakışlı sevdaların, zambaktan bir taç yapmak isterdik sabahlar kadar güzel başına. Bırakıp gitmesin bizi, terk-i diyar eylemesin diye. Muallakta kalmasın geleceğe dair umutlarımız diye. Ve bedenlerimiz sevgisizlik çukurunun karanlık dehlizlerinde boğulmasın diye...

Oysa şimdi, mazideki gecelerin korkutucu heyulaları geliyor bir bir hatrımıza.. Yardım dileniyoruz kötü talihimizden, kırılmışlığın son hamlesiyle...

Ancak taşıyamadık bu ağır umutsuzluk zilletini, alev alev yanan dudaklarımıza bir damlacık hayat suyu umar gibi yaşadık zilletin en beterini...

Sonra kırıldık, çöktük, ağladık usulca... Gözyaşlarımız oldu dokunan dudaklarımıza, su yerine...
Olmadı hayallerimiz, olmadı sevdalarımız, olmadı düşlerimiz...

Olmadı gitti...

---

 

ÖZLEM ALBAYRAK