2/5/2006
I LIVE YOU MY HEART
Kesinlikle gezilmesi gereken; aski,sevdayi,huznu hazani gonlun kismi olmasada genel muhteviyatini sozlerin ,sarkilarin,siir ve kliblerin lisaniyla herkese acik bir web sitesi..
http://islambey25.spaces.live.com/
NOT: ARSIV KISMI ALTINDAKI INGILIZCE ISIMLERIYLE GECEN AYLAR,SITE ICERISINDEKI DIGER SAYFALARDIR..
( TUM ARKADASLARINA ILETEBILIRSINIZ DAVETI )
2/5/2006
SIIR1
2/5/2006
SIIRLER
ACI KAYIP
Eğer bir gün,
Gazetede bir ilan görürsen
Gözün ilişirse resmime
Bir damla yaz akarsa gözlerinden
"Neden Ağlıyorsun" Diye sorarlarsa
"Beni Seven Biri Vardı O Öldü" dersin
Mezar taşıma "Doğum Tarihi Ne"
Diye sorarlarsa
10.11.1990 Dersin
"Olmaz Bu Tarih Yanlış" Derlerse
"Beni Tanımadan Önce Yaşamıyordu"
Dersin...
Mezarımı Ziyarete Gelirsen
Unutma kırmızı karanfili sevdiğimi
Unutma...

AFFET ALLAH'IM
Onu senin kadar seversem eğer
Çok seven kulunu affet Allah'ım
Ona bu canımı verirsem eğer
Gücenme ne olur affet Allah'ım
Aşkıma sevgime yenik düşersem
Her söylediklerine boyun eğersem
Bir gün bu halime isyan edersem
Gücenme ne olur affet Allah'ım
Sevdim onu ölecek kadar
Uğruna canımı verecek kadar
Güzel yaratmışsın tapacak kadar
Taparsam beni affet Allah'ım

FERYAT
Sarılıp boynuna uzanıp yatsam
Tükenir dertlerim dua ederim
Dikilip karşına yüzüne baksam
Gözlerim kamaşır feryat ederim
Gözlerin kalbimin hançeri olsa
Delse yüreğimi kan ile dolsa
Nice tabip gelse yaramı sarsa
Öldürün beni diye feryat ederim

SENDEN KOPAMAM Kİ
Soluksuz kalmak her senli düşüncede
Korkuyla hatırlamak her yalnız gecemde
Gözlerini özlemek bitkin bakan gözlerimde
Zorlasalar da beni senden kopamam ki...
Güllere yalvarsam getirir mi kokunu
Tanrıya yalvarsam engeller mi yokluğunu
Düşlerimde yalvarsam hissetirir mi soluğunu
Dinlemeselerde beni senden kopmam ki...
Düşündükçe beni yıkan ayrılığı
Hatırlatsada şeytan bin türlü çılgınlığı
Yapmasamda hiç birini senden kopamam ki...

YEMİNLİ MİSİN..?
Ne sesin geliyor ne de selamın,
Aramamak için yeminli misin?
Bilemedim gitti nedir meramın,
Anlatmamak için yeminli misin?
Ne mutluluk verdin ne de bir neşe,
Yüreğimi hasret koydun güneşe,
Yıllar oldu hala bir gün bir işe,
Yaramamak için yeminli misin?
Ne istemiyorsun ne de gönlün var,
Söyle de bileyim söyle neden yar,
Denizler süt liman sende dalga var,
Durulmamak için yeminli misin?

BEN
Seni sevmekten başka
Hiçbir şey düşünmeyen
Aşkın esiri olmuş
Zavallı biriyim ben
Sevmeyi ezberleyip
Sevilmeyi bilmeyen
Eğlenmeyi unutup
Ağlayan biriyim ben
Aşık olduğum günden
Bu güne dek düşünen
Senden başka düşüncesi
Olmayan biriyim ben...

Ne sevgi, ne ümit hiçbir şeyim yok
Seni seven beni, canı öldürdün,
Yıllar var ki böylesine hiç ağlamamıştım,
Sana canım diyen canı öldürdün...
Gözlerim ışıksız, gönlüm huzursuz,
Alnımda soğuk ter, bedenimse buz,
Gecelerim sensiz, her gün uykusuz,
Sana canım diyen beni öldürdün...

KURTARAN OLMAZ SENİ
Düşmeye gör bir zalimin eline
Hançer saplarsın yüreğine kalbine
Belki öğrenirsin yürekten sevmeyi sende
Yanarsın ağlarsın kurtaran olmaz seni
Pişmanlık sarar tüm benliğini
Kalbin feryat eder kimse duymaz seni
Haykırmak istersin
"Seni Seviyorum" dön ne olur geri
Vaktin çoktan geçmiş olur
Ne yazık bilemedin kıymetimi
Yanarsın ağlarsın kurtaran olmaz seni...

DESELER İNANIR MISIN..?
Hayata küsmüş divane olmuş
Yarını olmayan derbeder olmuş
Birine aldanmış kalbinden vurulmuş
Deseler sevgilim inanır mısın?
O seven kalbi hüsranla dolmuş
Dili tutulmuş gözü kahrolmuş
Aşk cennetinde dilenci olmuş
Deseler sevgilim inanır mısın?
Kim var böyle sevgisiz kalmış
Kader yarini elinden almış
Sararmış rengi solmuş
Deseler sevgilim inanır mısın?

AŞK
Aşk bir nehirdir suyundan içme
Sevda bir köprüdür üstünden geçme
Gözlerin içinde yeşil göz seçme
Her gün ateşiyle eritir seni
Aşk hakkı diye sakın aldırma
İçtiğin şarabın tadına bakma
Sevda ateşiyle pek fazla yanma
Her gün ateşiyle eritir seni

BENİ HATIRLA
Yılların sonsuz boşluğunda
Elleri cebinde hali perişan
Aşktan umudu kaybolmuş sönen
Bir garip görürsen beni hatırla
Neşesiz acıdan aleme dönen
İnleye inleye ölmeden ölen
Varlığı bir mucizeye bağlayan
Bir aşık görürsen beni hatırla
Hayatta gülmeyip hep ağlayan
Çaresiz derde durmadan yanan
Üzeri dikenli otlar bağlayan
Bir mezar görürsen beni hatırla...

İSTERDİM
Duydum yakında düğünün varmış
Bir yabancı gibi gelmek isterdim
Sonsuz acı çöksede yüreğime
Gelin olduğunu görmek isterdim
Göz göze gelince seninle
Acıyan gözlerle bakma yüzüme
Belki bir daha görüşemeyiz
Mutlu olduğunu görmek isterdim
Onunla giderken yeni yuvana
Boş yere mutluluk dileme bana
Hangi kalp dayanır bu acıya
Arkandan bakıp da ölmek isterdim...

IZDIRAP
Gülümseyen güzel bir yüz önünde
Dudağımı büke büke ağladım
En bahtiyar olacağım bir günde
En zavallı olduğumu anladım
Hayatımı zehirleyen bu elem
Gitsin başka gönüllerde yer tutsun
Eğer sevmek bu demekse istemem
Beni bütün sevdiklerim unutsun
Her dudakta hayat neşe dalgalanırken
Her yaralı kalpte bir sevgi bir his çalkalanırken
Bir kuru dal bir fidana halkalanırken
Ben bugün gözleri yaşlı bedbahtım neden...

MUHTACIM
Sensizliğe bir çare bulamıyorum
Geçiyor günler durduramıyorum
Seni unutmam zor olur diye
O güzel yüzüne bakamıyorum...
Ağlıyorum ben her gece hayalinle
Sen yaşlı gözlerimi görmesende
Seviyorum seni, sen bilmesende
Muhtacım! Sesine, yüzüne ve gözlerine...

KARANLIK
Sen karanlığı bilir misin?
Hani tek başına yalnız kalınca
O an bir hüzün çöker can damarına
Hani görmek isterde göremezsin ya
Hani duymak isterde duyamazsın ya
İşte öyle bir karanlığa gömülmüş gibiyim
Bir şarkı duyarım hep onu hatırlatan
Bir söz ki duyduğum, insanı yıkan.
Kader denen meret bu olsa gerek
Zaten gömülmüşüm, toprağa ne minnet
Hiç bilmedim inan mutluluk ne demek
İşte böyle bir karanlığa gömülmüş gibiyim...

KURŞUNUN HİKAYESİ
On dört kurşun, on dört kişi demektir
On dört kişi, bir ömür demektir
Bir ömür, sevmek demektir
Sevmek zaten ölmek demektir..!

İKİ BIÇAK
İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözlerinin
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet...
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek...

SENİN ESERİN
Yoldan biri geçti demin,
Alayla bakıp serseri dedin,
Bu kadar gururlu olma,
O geçen serseri senin,
Bir zamanlar ki sevdiğin,
Bir düşün hak verirsin,
O serseri dediğin,
Senin eserin...

Bana kimlerdensin diye soracak olursan,
Ben dünyayı boş verenlerdenim...
Bana hayat nedir diye soracak olursan,
Ben hayat deryasında yüzenlerdenim...
Arama beni lüks meyhanelerde,
Ben aşk şarabı içenlerdenim...
Bana sevgili nedir diye soracak olursan,
İşte Ben... Onun İçin Ölüme Gidenlerdenim...

ÖZÜR DİLERİM
Aşkını kalbime yazmıştım
O zamanlar bir güzele yanmıştım
Güzel bir rüyayı gerçek sanmıştım
Seni sevdiğim için özür dilerim
Aşkına karşılık vermek suçumuz
Dünyada vefasız böylesine çokmuş
Senin beni sevmeye niyetin yokmuş
Seni sevdiğim için özür dilerim
Sende beni seviyorsun sandım
Dalga geçiyormuşsun geç anladım
Hasretinden kansere yakalandım
Seni sevdiğim için özür dilerim...

AYRILIK
Öpsem şu rüzgarı sana dokunur diye,
Ölüp kalacak mıyım yoksa, ismini diye diye,
Gün boyunca bekledim telefon çalsın diye,
Ama sen aramadın ayrılalım diye...
Bahtsız benim adım, ayrılık ise soyadım,
Her geçen gün yaklaştım ayrılığa adım adım,
Her şeyden ayrılırım ama ayrılıktan asla,
Yoktur benim yarim ayrılıktan başka...
İşte bir şiir daha, yine bir acı,
Yarab dinmeyecek mi, bende ki bu sancı?
O tatlı gülüşün artık benim kaderim,
Gülmüyor kaderim, bitmiyor kederim...

BİTTİ ARTIK AŞKIMIZ
Maziye bakıp artık ağlamıyorum
Kapattım artık o defteri açamıyorum
Aşkıma kalbime göstermesemde
Kalbimi artık sana veremiyorum
İstesende artık sevemem seni
Yalan olan aşkınla sen kandırdın beni
Kul etmiştim ben sana bu bedenimi
Bitti artık aşkımız bir daha dönme geri
Hayalini gözümden siliyorum
Sende pişman oldun iyi biliyorum
Bana dediğin gibi elveda diyorum
Bitti artık aşkımız seni sevemiyorum...

Gözleri yollarda hep ağlayanlar
Kalbinde sevda sokakta sabahlayanlar
Sevda uğruna kendini ölüme atanlar
Bu şiirim biz garipler için
Karanlık gecelerde yıldızlara bakanlar
Genç yaşta acılar içinde boğulanlar
Gurbet elde kendini boşlukta bulanlar
Bu şiirim bizim gibiler için
Allah'tan başka yardımcısı olamyanlar
Bir ümitle yıllarca yaşayanlar
Bir türlü mutlu olmayanlar
Bu şiirim mutsuz olanlar için
Aşık olup karşılık bulmayanlar
Duvarlardan başka arakadaşı olamayanlar
Durmadan kendi kendine konuşanlar
Bu şiirim benim ve benim gibiler için...

SEN HEP YÜREĞİMİNSİN
Birgün düşerse yolun,
Yolu olmayan her hikayenin başlangıcına,
Tıkanırsa yalnızlığın,
Aşk`a mühürlenen her satırda,
Beni oku, ama beni anlama,
Elimde solan güller,
Son bir gayret dokunursa dudaklarına,
Bil ki, içimde hasret,
Bil ki, yüreğimde sevdadır sevdiğim,
Sana bırakacağım en son esaret,
Ve eller,
Ve hayaller çekip gidecekse,
Durmasın gitsin,
Ben hep senin,
Sen hep yüreğiminsin...

ELVEDA SEVGİLİM
Gidiyorum sevgilim başka bir şehire,
Güzel gözlerinin görmediği başka bir yere
Gittiğime üzülme sevgilim nolur,
Beni görmezsen unutmak kolay olur
Olmasın o beni seven gözlerde yaş,
Hatıralarımız artık sana tek sırdaş
Yalnız beni unutma hatırla bezen,
Seni çok sevdiğimi hatırla o an
İkimiz içinde en iyisi buydu, üzülme canım
Tanıştığımız gündü benim en güzel anım
Bunu okuyup ta gözlerin dolarsa,
Anlarım ki beni unutmamışsın hala
Ayrılsak bile kalbim hala sana kul, köle
Değiştiremedi bunu hiçbir şey, yaptıkların bile
Seni sevsem bile artık geri dönemem,
Yaptıkların beni öldürdü, tekrar ölemem
Merak ederim o güzel gözler kimleri tavlayacak,
Bana yaşattıklarını acaba kimlere yaşatacak?
En sevmediğim alet artık telefon,
Şunu bil ki sensin ilk ve son
Sakın kimseyi sevme ağlayarak,
"ELVEDA SEVGİLİM" gününü gün etmeye bak...
28/2/2006
Burasi Benim Perişanlığım
Burası benim perişanlığım...
Burası benim gazel yüzlü baharım... Gecenin asalak sessizliğinin zarif yakamozları yuttuğu bir girdap... Karanlığın namussuz kızlarının cilveyle oynaştığı, ince, nakışlı kahkahaların ummanı burası... Burası benim perişanlığım, kolumun kanadımın düştüğü giz ve kötülük ormanı...
Asırlar boyu kendi kendimle söyleştiğim vadi, gamlı ölülerin mekanıymış anladım... Dünyanın yeri de doğru değilmiş meğer... Altın, yakut, zümrüt, fildişi konuşmalar, emelin ardına takılır dünya denen matemli ihtiyarın hırlamaları arasında boğulup gidermiş de, yine ulaşılmazmış derin sevdaların sükutuna...
Aşkolsun demekle aşk olmazmış, dolmazmış yüreklere anladım... Umudun kırıldığı tayfların o narin kıvrımlarında dolaşılmazmış cilalı umutlarla...
Dalgaların, köpüklerin, sallanışların küçük, naif çırpıntıları da, hislerimizi mesken tutmaz, kendi kendine inzivaya çekilmezmiş hissedişlerin gemisinde...
Mezarlıklar... Tutunacak liman bulamayan, siyah düşleriyle göklerde asılı kalakalmış tabutların azimli çırpınışlarıyla çalkalanıyor sanki... Korkunç, acılı bir renge bürünmüş gökyüzü tabutların istilasından...
Hepimiz karanlığın çocukları oluyoruz sırayla...
Tabutlar alıyor gidiyor turkuaz güzelliğiyle canlar yakan gökyüzünü geri getirmemecesine...
Üşüyor, üşüyoruz karanlıkların sıtmasıyla...
En üstleri mesken tutmuşlar mezarlıklar kendilerine, buradalar ama görünmüyorlar, göremiyoruz bir türlü, sıkılıyor, iç çekiyoruz derinden...
Sonra anlatmaya başlıyorlar yukarılardan, kulaklarımız korkunç bir gümbürtüyle duyamaz oluyor, iflas ediyor duyumlar, bitiyor artık...
Anlıyor, susuyor, ağlıyor, üşüyoruz buralarda...
Burası perişanlığımız bizim... Ne çare...
Keder ya da hüzün bir nihayet verir mi bu doludizgin gidişe...
İki fincan mis kokulu saf kahveye benziyor hayatlar, güzellikler, aşklar, sevdalar... Sonra soğuyor, soğuyorlar gittikçe...
Anlamsızlaşıyor, sevimsizleşiyor, acı vermeye başlıyorlar dayanılmaz tepinmelerle içimizde...
Evet, burası perişanlığımız bizim...
Kifayetsiz arzular teselli vermiyor ruhlara... Yumuşakbaşlı hayranlıklar teskin etmiyor artık... Sis bakışlı kibarlıklar da faydasız...
Işığa, güneşe kavruluyor hayaller, tek tek yokoluyorlar sonra dönmemecesine... Uçup gidiyorlar sonsuzluğa...
Peki ya sonsuzluk? O nerede?
Zor değil mi, durup durup kabaran kraterleri taşımak içinde ya da yaprağını kaybetmiş çiçek gibi çırçıplak kalıvermek ortalıkta titreyerek...
Sema, semayı bir bulabilsek kavuşacağız belki sevdaya... Ama açmıyor gökyüzünü iğrenç kara tabutlar, görünmüyor yollar, bulunmuyor doğrular... Üşüyor, anlıyor, üzülüyor, susuyoruz mütemadiyen...
-----
ÖZLEM ALBAYRAK
28/2/2006
OLMADI DÜŞLERİMİZ...
Olmadı gitti... --- ÖZLEM ALBAYRAK
Boğuşma, didişme ve kavgayla dolu bir hayatın kanatlarına bıraktı bizi sessizlik. Zamanın elleri bu bedbin, kanaatsiz hayat kitabına yazdı durdu izlerimizi. Gençliğimizin erişilmez uzaklığına ve hayallerimizin dönüşsüz terkedişine hayıf dolu sitemler gönderirken, bu ağır darbeyle daha da incindik, küstük, kırıldık biz herşeye.
Acı hatıraların, ümitsizliğin ve inkarın zilleti yükleniverdi hep ruhumuzun derinlerine, çırpındık velakin atamadık sırtımızdan bu bitimsiz yükü.
Öyle bir yük ki bu, fakir ve zayıf mahallelerde gezen acımasız ölümün dişlerinden daha keskin, ateşten kuralları var, yaralayıcı tırnakların savunmasız bedenlerin etlerini lime lime ettiği gibi, yürekleri paramparça eden bir çıplak parlaklığı var, ufukta bir yerlerde kapkara gecenin sakinliğinde uyuyan şehir gibi ulaşılmazlık silahı var üstünde, öldürücü...
Oysa biz yürümek, yürümek isterdik. Başdöndürücü güzelliğiyle arzulu seslenişler gönderen mutluluk mabedine girivermek isterdik umarsızca. Sevmek isterdik belki, akasya dallarının naif kokularıyla serilmek isterdik gölgelere... Sonra tatlı esintilerin sarhoşluğunu, düğün arifesindeki gelinler gibi kucaklamak...
Aşk yüklü melodileriyle bir ney ezgisinin rehavetine dalıp gitmek, kelebek kanatlarıyla rüyaların diyarlarına kayıvermek isterdik habersizce...
'Şimdi'yi yaşamak, o uçsuz bucaksız aleme doğru koşmak, prangalarından kurtulmak isterdik yaşanmış acıların. Müebbeden gözlerini ezberlemek isterdik bahar bakışlı sevdaların, zambaktan bir taç yapmak isterdik sabahlar kadar güzel başına. Bırakıp gitmesin bizi, terk-i diyar eylemesin diye. Muallakta kalmasın geleceğe dair umutlarımız diye. Ve bedenlerimiz sevgisizlik çukurunun karanlık dehlizlerinde boğulmasın diye...
Oysa şimdi, mazideki gecelerin korkutucu heyulaları geliyor bir bir hatrımıza.. Yardım dileniyoruz kötü talihimizden, kırılmışlığın son hamlesiyle...
Ancak taşıyamadık bu ağır umutsuzluk zilletini, alev alev yanan dudaklarımıza bir damlacık hayat suyu umar gibi yaşadık zilletin en beterini...
Sonra kırıldık, çöktük, ağladık usulca... Gözyaşlarımız oldu dokunan dudaklarımıza, su yerine...
Olmadı hayallerimiz, olmadı sevdalarımız, olmadı düşlerimiz...
Olmadı gitti...
